Delikadir
Alter: 45 Wohnort: 
Status:Offline Bundesrepublik Deutschland Bundesrepublik Deutschland
Letzter Login: Offline
Sende NachrichtChatten
Zu den Kontakten hinzufügen Sende einen SALAM
Wer bin ich: (Kendimi anlatamam anlatabilecegim Dinimin emir ve yasaklarina uymaya calistigim ve katlanabilecegim kisiye herseyimle saygi ve sevgi duyacak deli dolu biriyim yaschantim anlatir kendimi 1 verene iki veren lerdenim 20 25 YAS ARASINDA BIR BAYAN) Helal olsun Sayin Bahadirogluna ne güzel anlatmis. Bir: Ey yurdum kadınları! Bilin ki, hiçbir kadın kendini erkeklere “beğendirmek” zorunda değildir!.. Kadın olsun erkek olsun, bütün yaratılmışlar kendilerini Allah’a beğendirmek zorundadırlar. Ve Allah kadının makyajına, elbisesine, yüksek topuğuna, çantasının markasına bakmaz; sadece yüreğine, yüreğinde imanına bakar. öyleyse kendinizi erkeklere “beğendirme” saplantısından hemen kurtulun. Kul kula endekslenemez. Kul Allah’a endekslidir. Unutmayın: Kendinizi erkeklere endekslemediğiniz ölçüde özgürleşeceksiniz… Ve ancak özgürleştiğiniz ölçüde benliğinizi bulacaksınız. İki: Ey yurdum kadınları! Hareketlerinizi kısıtlayan yüksek topuklu ayakkabılarınızı atarak özgürleşmeye başlayın! Sorun kendinize: Giydiğiniz yüksek topuklu ayakkabılar huzurunuz, rahatınız için gerçekten gerekli midir? Görmüyor musunuz, sırf yüksek topuk sevdası yüzünden genç yaşta ayak-bacak ağrıları çekiyorsunuz. Dahası, ayaklarınızın şekli bozuluyor, eciş-bücüş hale geliyor.. On, onbeş santimetre yükseklikte incecik topuklar üstünde dengeniz bozulmadan yürüyebilmek için, öyle büyük bir çaba harcıyorsunuz ki, birkaç adımda yoruluveriyorsunuz. O ayakkabılar yüzünden yalnızca enerjiniz tükenmiyor, zamanla vücudunuzun da şekli bozuluyor. Yüksek topukların üstünde dik yürüme çabanız, yıllar sonra tuhaf bir yürüyüş stiline dönüşüyor: Kazık yutmuşa dönüyorsunuz! Sanırım sol şeritte düşük hızla otomobil sürüp erkeklerin hışmını çekmeniz de hep şu yüksek topuklu ayakkabı merakınız yüzündendir! Tam freni pompalarken topuk takılıyor, vites değiştirme niyetiyle basmaya çalıştığınız debriyaj sanki ayaklarınızın altından kayıyor. Bu durumda ya arabayı geri kaçırıyorsunuz, ya da vitesi gacırt-gucurt sesler eşliğinde değiştiriyorsunuz. Bu da erkekleri çıldırtıyor, sırf bu yüzden eşiniz size otomobil almıyor! Gerçekten de yüksek topuklu ayakkabılarla otoyolda otomobil kullanmaya kalkışmanız, “taammüden cinayet” sayılabilecek seviyede bir tehdit oluşturabilir. Aman dikkatli olun! üç: Size tarih boyunca “İstenmeyen tüyler” olarak lânse edilen tüylere bütünüyle boş verin! Roma despotlarına diz çöktüren Cleopatra ile Kanuni’yi kendine sırılsıklam âşık eden Hürrem Sultan’ın “lazer epilasyon” yaptırdığını mı sanıyorsunuz? Envai çeşit sakal ve bıyıklarından asla taviz vermeyen, hatta santimetrekareye düşen kıl sayısıyla övünen erkeklerin dünyasında, kadınların kendilerini “epilasyon” denen çin işkencesine teslim etmelerini, bu acının üstüne bir de zaman ve para harcamalarını anlayamıyorum. Böyle bir şey “iyi” ve “güzel” ise, erkekler de aynı kurallara tabi olmalı, aynı acılara katlanmalıdırlar! Erkeklerin “kıllı”, kadınların ise “epilasyonlu” olacakları yolunda İlahi bir hüküm bulunmadığına göre, durum salt alışkanlıklarımızla ilgilidir. Alışkanlıklar değişebilir. Hem insan bedenen güzelleşmeye değil, ruhen özgürleşmeye ve olgunlaşmaya önem vermelidir. Dört: Ey yurdum kadınları! Makyaja boykot ilan edin! Hem “Her kadın güzeldir” diyorsunuz, hem de güzelleşmek için suratınıza sürmediğiniz nevale bırakmıyorsunuz. Amaç yine beğenilmek… Bu “beğenilme” arzusu sizde bir çeşit saplantı mı? Erkekler de tam bu zayıf noktanızdan sizi yakalayıp kullanıyorlar işte! Siz hiçbir sağlıklı erkekte böyle bir kaygı gözlemlediniz mi? Yoktur. Hiçbir sağlıklı erkek makyaj yapmaz. Makyaj yapmadığı için de, makyaj malzemesiyle dolu el çantaları taşımak zorunda kalmaz. Bu anlamda kadından çok daha özgürdür. Ayrıca sırf makyajınızı kıyafetinize uydurmak için eşinizi saatlerce kapı önünde bekletip sinir etmenin anlamı var mı?. Hiçbir kadın makyaj yapmazsa erkekler de makyajsız kadın görmeye alışacaklar ve sorun etmeyeceklerdir. Zaten makyaj, kocaya güzel görünmek için değil, (çünkü kocalar kadınlarının her hallerini görmektedirler) başkalarına güzel görünmek içindir. Başkaları bunca emeğe değer mi? Makyaj tazeleme zorunluluğu da büyük bir derttir! Bu yüzden ikide bir lavaboya taşınmak mecburiyetinde kalıyor, sohbeti kaçırıyorsunuz. Yine bu yüzden çantanızda bir sürü ıvır zıvır taşıyorsunuz. En iyisi makyajdan vazgeçin, doğallaşın, rahatlayın! Beş: Göbeğini kaşıyıp yürüyen erkeklerin çoğunluğu teşkil ettiği Türkiye’de kafanızı kilolarınıza takmayın, her önünüze gelene de “mucize diyet listesi” sormayın. İnanın böyle bir diyet listesi yoktur. Hiç kimse yiyerek zayıflayamaz. Zayıflamak için hayatı kendinize zindan etmeye de değmez! Kilolarınıza boşverin. Nasılsanız öyle kalın. Eskiden ne güzeldi: “Bir gram et bin eksiği kapatır” derlerdi. Artık anlayın ki, zayıflayıp incelme, “sıfır beden” olma uğruna sağlığınızı kaybediyorsunuz. Dünya fani: Kilolu ölü ile zayıf ölü arasında, yalnızca tabutu taşıyanlar açısından bir “ağırlık” farkı olsa da, Allah nezdinde hiçbir fark yoktur. Farkında değilsiniz belki, ama yüksek topuklu ayakkabı giymeden de kadın “güzel”, “özel” ve “alımlı” olabilir. Zaten kadının “alımlı” olma dışında da yaşama gerekçeleri olmalıdır. Kadın, önce insan olarak dilediği şekilde var olma hakkına sahiptir. UZUN LAFIN KISASI GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜSCHÜNÜR
Was suche ich: (Refakatli bir es ortak yönlerimizi beraberce gelistirib birbirimizi anlayabilecek ve ortakca hareket edebilecek, katlanacak bir arkadasch) OOOOooo Cevapda buna denir 1- Bir kadın kendini erkeğe beğendirmek için süslenmez (Tabii bütün kadınlardan bahsetmiyorum. Ben ve benim gibilerden bahsediyorum. Ama yazınızda kadın olarak genellendiğinizden üzerime alındım). Kadın yaradılış olarak erkekten daha farklıdır; İnceliğe, süse, güzelliğe meyillidir (Zira bir erkek bir kadının gönlünü almak istediğinde ona çiçek alır; bir kadının bir erkeğe çiçek aldığı pek görülmez). 2- Yüksek topuklu ayakkabı da kadının yine siz erkeklerin anlayamayacağı ayrı bir süsüdür. O da yine kadınların erkeklere kendilerini beğendirmek için giydikleri bir şey değildir. (Topuklu ayakkabının da her yerde giyilmemesi sağlık ve rahatlık açısından önemine ben de katılıyorum, ama topuklu ayakkabının zarifliği ve şıklığı da yine siz erkeklerin anlayamayacağı bir şey olsa gerektir). 3- İstenmeyen tüylere gelince: Yine bu da kadın ve erkeğin ayrı yaradılışlarından kaynaklanıyor. Zira normal, sağlıklı kadında istenmeyen tüy diye bir problem olmaz. İstenmeyen tüy, çağdaş kadının problemidir ve kaynağı strestir, hormonal gıdalardır, vs. Elbette ki kadını rahatsız eder ve rahatsız eden bu durumdan herkes kendine göre (maddi, manevi) yöntemlerle kurtulmaya çalışır. Fakat bu da yine kadınların kendilerini erkeğe beğendirmemek için yaptıkları bir şey değildir. 4-Makyaj konusuna gelince: O da kadının süsüdür. Kadının süslenmeyi sevmesinden kaynaklanan bir durumdur. (Azı yarar çoğu zarar olduğu kanaatindeyim). 5- Kilo konusuna gelince: İşte bu konuda çok daha büyük bir hataya düşüyorsunuz. Bir kere bir Müslüman kilolu olmamalıdır. Zira kilolu Müslüman demek; çok yiyen Müslüman demektir. Bir Müslüman çok yer mi? Yememelidir. çünkü dünyanın her köşesinde açlıktan, gıdasızlıktan biçare insanlar, ölen insanlar varken; Müslüman her lokmasında bunları düşünüp kendini dizginlemelidir. Ayrıca sağlık açısından zararlı olduğu tıp insanları tarafından da kabul edildiği aşikar ve Müslüman sağlığına dikkat etmekle de mükelleftir (zira bedeni ona emanettir). Tabii kilolu, göbekli insanın şekil itibariyle de hoş görünmediği aşikar bir durumdur. özet olarak şunu söyleyebilirim ki, yeryüzünde hiç erkek kalmamış olsa da kadınlar bütün bunları yapmaya (süslenmeye) devam ederler. (Sayın erkek milleti! kadınların sırf sizin için süslendiğini, güzelleşmeye çalıştığını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Zira öyle düşündüğünüz için kadınlar sizi çok da kaale almıyorlar). NOT: Bu yazınızdan sonra “Erkeklere ‘Kadınca’ öneriler” başlıklı bir yazı yazmak isterdim. İçeriğinde de erkeklerin kendilerini kadınlara beğendirmek için jilet kaydı [sanırım “sinekkaydı” demek istiyor] tıraşından, iki yakalarını bir araya getiremeyen erkeklerin amaçsız bir çare olarak başvurdukları yöntem olan kravat takmalarından, değişik sakal-bıyık bırakmalarından bahsederdim. İyisi mi, erkekler kadınlar hakkında, kadınlarda erkekler hakkında öğüt vermeye kalkmasınlar; zira iki farklı cins ve ayrı yaratılmışlardır. öyleyse bir cins karşı cinsi anlayamaz ama anlayış gösterebilir.” • Diyorsunuz, Birgül Hanım… İyi de ediyorsunuz. İşte demokrasi budur! Biri “ak” der, diğeri “kara”; asla anlaşamazlar, ama birlikte yaşar giderler. Benim savunduğum da budur! Yalnız ben gözlemlerimden ve izlenimlerimden hareket ederek, hâlâ, aynı iddiayı izninizle sürdürmek istiyorum: Yalnız bunu söylerken, erkeklerin kadınları istismar ettiğini, (istismar ediyorlar çünkü moda ve kozmetik sanayi erkeklerin kontrolü altındadır), sırtlarına basıp para kazandıklarını da söylemeye çalışıyorum. “Kadın” dendiğinde siz galiba büyük şehir merkezlerinde oturan “işi yolunda” kadınları anlıyorsunuz. Oysa milyonlarca köylü-kasabalı kadın benim yazdıklarımı zaten yüzyıllardan beri yaşıyorlar. Kozmetik, yüksek topuklu ayakkabı, epilasyon, kuaför, manikür-pedikür, güzellik merkezi tanımadan, hatta duymadan hayatlarını sürdürüyorlar. Böyle bir hayatın daha bağımsız, daha özgürce olduğunu düşünüyorum. Yine de “erkeksiz” bir dünyada kadınların, “kadınsız” bir dünyada erkeklerin “daha alımlı görünmek” için bugün katlandıkları “işkence”lere katlanacaklarını zannetmiyorum. Madem yaradılıştan söz ediyoruz, insanın fıtratında kendini beğenme kadar, başkasına beğendirme arzusu da vardır. Kadınlar boşuna yorulmasınlar, çünkü her şey dış görünüşten ibaret değildir demek istemiştim, siz yorulmak istiyorsunuz, tercih sizin, dilediğiniz kadar yorulabilir, para harcayabilirsiniz. Bir soru: Sırf kendini iyi hissetmek için, ya da doğasında süslenmek olduğu için süslenip evde oturan bir kadın gördünüz mü? Ben görmedim. Yine de çok teşekkür ederim Birgül Hanım. Medeni cesaret gösterip, tezinizi dinamik bir şekilde savunmanız çok hoşuma gitti. çok takdir ettim. Kadınlarımız erkeklere aykırı gelecek şeyler söyleyebilmeli, tezlerini rahatça savunabilmelidirler. Ben her şeye rağmen "Erkeklere Kadınca öneriler"inizi, (hani şu iki yakayı bir araya getirmek için takılan kravatı, sinekkaydı tıraşı) kapsayan yazınızı bekliyorum. Memnuniyetle

Fotogallerie

Um die anderen Fotos zu sehen, musst Du Dich anmelden!

Aussehen

Meine Größe: Möchte ich nicht angeben
Meine Augenfarbe: Möchte ich nicht angeben
Meine Haarfarbe: Möchte ich nicht angeben
Meine Figur: Durchschnittlich
Mein Gewicht: Möchte ich nicht angeben

Leben

Mein Familienstand: Ledig
Meine Ernährung: Möchte ich nicht angeben
Mein Rauchstatus: Ja, versuche aber aufzuhören
Trinkst Du Alkohol ?: Nein
Meine Muttersprache: Türkisch
Mein Fitnesslevel: Durchschnittlich
Eigener Haushalt: Möchte ich nicht angeben
Meine Kinder: Möchte ich nicht angeben
Mein Kinderwunsch: Möchte ich nicht angeben
Mein Bildungsniveau: Haupt- oder Realschule
Mein Beruf: Handwerk
1. Fremdsprache: Deutsch
Meine Persönlichkeit: Spontan

Religion

Meine Praxis: Praktizierend
Mein Gebet: So oft es geht
Mein Fasten: Ja, ich faste
Liest Du Koran?: Manchmal
Meine Pilgerfahrt: So Gott will als Nächstes
Achtest Du auf Zutaten in Deinen Lebensmitteln?: Ja
Bist Du konvertiert?: Nein
Familiäre Werte: Konservativ

Weitere Mitglieder, die Dich interessieren könnten:

Schnellsuche

Alter Von
bis
Land:
Nur mit Bild

Login

Benutzername:

Passwort:

(Passwort vergessen?)

Noch kein Mitglied?
Jetzt kostenlos anmelden!


Jetzt kostenlos anmelden!